Ey halkım! Oylarımız eşit biliyorum…
Altmış yıldır senin bir parçanım. Ne zaman ki sınıf bilincim oluşmaya başladı, işte o zamandan bu yana yüzüm ve yüreğim daima senden yana dönük oldu.
Tarih: 20.4.2016 11:41:00 / 939okunma / 0yorum
ŞİNASİ KULA

Altmış yıldır senin bir parçanım. Ne zaman ki sınıf bilincim oluşmaya başladı, işte o zamandan bu yana yüzüm ve yüreğim daima senden yana dönük oldu. Seni baş tacı etmeyi, senin sesin olmayı ve seni ezmek isteyen, sömürmek isteyen güçlerle savaşmayı şiar edindim kendime…
Oysa sen beni her daim şaşırttın ey halkım! Senin gecekondunun yapımında sana yarım eden, inşaatında günlerce gönüllü hamallık yapan kardeşimi anımsıyor musun? Hani Keçiören-İncirli arasındaki gecekonduna yerleştikten aylar sonra “komünist” yaftasını yapıştırıp, ihbar ettiğin on sekiz yaşındaki kardeşimden söz ediyorum. Hani 12 Eylül darbecilerine yaranmak adına ilk gammazladığın yeni yetmeden bahsediyorum. Gecekondunu yaparken şirin görünerek emeğini kullandığın o genç; Mamak tezgâhlarından geçtikten sonra uzunca bir süre Atalay Yörükoğlu tarafından tedavi gören o genç rüyalarına girdi mi hiç halkım? 12 Eylül darbeci faşistlerinin yaptığı anayasaya on kişiden dokuzunuz “evet” diyerek meydanlarda şakşakçılığını ve yağdanlığını yaptın. Bunu da anımsadın mı ey halkım? Ve aynı on kişiden dokuzu şimdilerde anti darbeci olarak, “istikrar”tercihinle beni hala şaşırtmaya devam etmektesin. Her kınalı kuzunun Türk Bayrağı´na sarılı tabutu baba evine gönderildiğinde “şehitler ölmez, vatan bölünmez” naraları ile geniş kitleler oluşturarak sloganlar attın, bağırdın rahatladın. O şehidini yerin dibine gömüp daha evine giderken, gerçek acıyı şehidin ana babasına bırakıp yaşamına hiçbir şey olmamışçasına devam ettin. On binlerce kınalı kuzunun bayrağa sarılı tabutlarda baba evine gönderilmesine neden olan, o tetiği çeken ellerin günahtan arınması adına“akillik” etmene ne demeli? Dün kameralar önünde söylediğini, bugün gözümüzün içine bakarak inkâr edenlere “ bir kredi daha vererek” aklınca şans tanıdığın günlere ne demeli! Kültürel değerlerinin, kimliğinden tek tek kazınmasını mülayim bakışlarla izlemeye devam ediyorsun. Aş evleri, Ramazan çadırları, erzak dağıtan kamyonlar tek ilgi alanın olmuş gayrı. Gözün, şahsına verilecek anlık nimetlerin dışında hiçbir şeyi göremiyor artık ne yazık ki! “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, her koyun kendi bacağından asılır” atasözlerinin ardına sığınarak yaşamayı kendine biçim olarak saymışsın...
Dört beş yılda bir kullandığımız oylarımız eşit biliyorum ey halkım. Lakin eşit olmayan bir şeyler var ortada. Benim kardeşim hala senin gecekondun için harç ve su taşımaya devam ediyor…
 
 
SİZİN SESİNİZ
 
Bir öğrenciden, öğretmenine mektup…
 
Hocam siz hatırlar mısınız bilmem ama beni voleybol takımına seçmiştiniz. Yedi çocuklu bir polisin kızı ne ayakkabısı var ne eşofmanı! Siz bana bir spor ayakkabı ile eşofman almıştınız. O yıllarda naylon ayakkabıyla hani şu renkli pazar malı ayakkabılarla okula gelen o Yasemin bunu hiç unutmadı. Maaşını öğrencilerine harcayan erdemli insan Atatürkçü Şinasi Hocam hala o günlerdeki gibi karşımda. Hala anı defterimde iki satır yazınız vardır. Sonrası yatılı okul kolej voleybol takımı, hatta DSİ´de voleybol ve hakemlik sertifikasına kadar ilerledim ben. Hep hemşire olacağım dedim oldum ama en yükseğini bitirerek. Ayakkabılarım şimdi rugan iskarpin, dolabımda bir sürü eşofman takımım var ama ben hala saklıyorum o pabuçları ve eşofmanı. Unutmam mümkün de değil sizi zaten, çocukluğumun en güzel tebessümlü can hocam benim. İyi ki sizin gibi öğretmenler var derim hep, bizi biz yapan ellerinizden öptüm hocam…
                                               ***
İşte bunun için dünyanın en özel mesleğidir öğretmenlik. İşte bunun için güzeldir. Bir akşamüzeri gönül yorgunluğunuzun demlendiği saatlerde bir mektup çıkagelir zaman tünelinden süzülerek. Yıllar öncesi öğrenciniz olan bir duyarlı yürek yolladığı mektupla bam telinize vurur da vurur. Gözpınarlarınıza hâkim olamazsınız sonra da! Nisan yağmuru gibi bardaktan boşalırcasına yağar ha yağar… Yasemin Turan Demir, Polatlı´da aşkla öğretmenlik yaptığım o yılların tanıklarından. Uzun yıllar sonra çıkageldi karşıma ilkbahar gibi. Dedim ya gönül yorgunluğumun tavan yaptığı bir dönemde “ellerinizden öperim” derken yorgun yüreğimi de öptüğünün farkında değildi. Dolabında hala sakladığı eşofman ve spor ayakkabıları bir öğretmene verdiği ödüldü aslında. Öğretmeninin ödülünü saklıyordu günü gelince öğretmenine teslim etmek üzere. Ve o gün gelmişti Yasemin için, ellerimden öperek ödülümü sakladığı dolabından tarafıma veriyordu işte…
Öğretmenlik ne güzel meslek, hani “bir daha dünyaya gelsem yine öğretmen olurdum” lafı ne kadar samimi gelir sizlere bilemem ama yeminle benim için geçerlidir. Öylesine çok okulda öğretmenlik nasip oldu ki bana. Yerine çakılıp kalan ve başladığı okuldan emekli olanlara hiç sıcak bakamadım nedense. Tanımak, mukayese etmek, yeni hazlar tatmak insan için geçerli olanı ise ben de bunu tercih ettim her daim. Ülkemin değişik coğrafyalarında, değişik kır çiçeklerinin kokusunu ciğerlerinize deli dolu çekmek ne güzeldir bilir misiniz? O kır çiçekleri işte gün gelir Yasemin olup, Çiğdem olup, Nergis olup karşınıza ummadığınız bir anda çıkagelirler. Onlar dünyanın en güzel çiçekleridir, size hayat veren, ömrünüze ömür katan. Onlar öğrencilerinizdir sizin…
 
 
OZANCA
 
Ben bir öğretmenim Anadolu´da
Mustafa Kemal´in yolunda
Çiçeklerim var binlerce renkte
Polatlı´da Muş´ta Bolu´da…
 
Ben bir öğretmenim mazlum yurdumda
Onlar da benim kır çiçeklerimdir
Onlar ki doğanın en güzel renkleridir
Kimileri neşemde, kimileri derdimde…
 
Ben bir öğretmenim Anadolu´da
Cumhuriyetin aydınlık yolunda
Çiçeklerim var sağımda solumda
Kır çiçeklerim, öğrencilerim… Şinasi KULA

Anahtar Kelimeler: halkım, Oylarımız, eşit, biliyorum
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
CANIMA CAN KATANLARIM (12 Ocak 2018 - Cuma)
HOŞÇA KAL ESKİŞEHİR´İM (13 Temmuz 2017 - Perşembe)
Bazen sınanırız Halil´im… (18 Mart 2017 - Cumartesi)
HERKES HAKLI OLAMAZ Kİ! (25 Ocak 2017 - Çarşamba)
YILBAŞI MANİSİ... (27 Aralık 2016 - Salı)
Neğaddar Enteresan! (01 Ağustos 2016 - Pazartesi)
Nedir bu Atatürk korkunuz? (26 Şubat 2016 - Cuma)
Toprak utanır oldu, peki ya sen? (12 Şubat 2016 - Cuma)
Haydi Umreye! (21 Kasım 2015 - Cumartesi)
Görgüsüzsün! (01 Ekim 2015 - Perşembe)
Eskişehir´e yakışmayan ruh hastaları! (16 Eylül 2015 - Çarşamba)
Verin gari bize Büyükerşen´i (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
KİMİNE AH KİMİNE HELAL (04 Haziran 2015 - Perşembe)
BURASI ESKİŞEHİR... (04 Haziran 2015 - Perşembe)
Seçim hilesi mi dediniz? (30 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Yuvanı süsleyecek bir yârin olmalı! (09 Nisan 2015 - Perşembe)
ÇİFTLİK BEBELERİ (27 Mart 2015 - Cuma)
Kıdem Tazminatları Kimin Umurunda! (27 Şubat 2015 - Cuma)
Sevmek veya nefret etmek! (16 Şubat 2015 - Pazartesi)
Kardeşime Kurşun Sıkmam! (06 Şubat 2015 - Cuma)
Kahve Bahane, İlgi Şahane! (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Vali Bey Açıklar Sanırım! (06 Ocak 2015 - Salı)
ATATÜRK`ÜN BURSA NUTKU (18 Kasım 2014 - Salı)
Araç sürücüleri yandı! (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Sayın Müftüm, Sayın Din Adamlarımız! (07 Temmuz 2014 - Pazartesi)
Bu da mı gol değil hâkim bey? (11 Haziran 2014 - Çarşamba)
Kim takar havai fişek yasağını? (21 Nisan 2014 - Pazartesi)
Seçimden geriye kalanlar (07 Nisan 2014 - Pazartesi)
YAZIYORUM (07 Mart 2014 - Cuma)
YAZIYORUM (01 Mart 2014 - Cumartesi)
YAZIYORUM (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
YAZIYORUM (18 Aralık 2013 - Çarşamba)
YAZIYORUM (16 Aralık 2013 - Pazartesi)
YAZIYORUM (12 Aralık 2013 - Perşembe)
YAZIYORUM (11 Aralık 2013 - Çarşamba)
Sayfa:
DOLAR
5.9944
EURO
6.8267
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bilecik için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:28 08:13 13:12 15:35 17:53 19:25
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Hamı pişiremezsen bari, pişmişi ham etme?

Hacı Bektaşı Veli
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ